Anasayfa / Baş Yazar / Solu sol yapan değerler ve gelecek ütopyası -1- Mirza Turgut yazıyor

Solu sol yapan değerler ve gelecek ütopyası -1- Mirza Turgut yazıyor

İlk kez 1789 Fransız devrimi sırasında toplumun bilinç ve bilinçaltı düzeyine nüfuz eden özgürlük, adalet, eşitlik değerleri, o günden bu yana solun temel vizyonunu oluşturuyor.

Devrimden sonra, iktidarı ele geçiren zengin sınıf partileri, özgürlük ve eşitlik kavramlarını kendi dar  sınıf çıkarları doğrultusunda revizyondan geçirdiler.

Tam da o günlerde özgürlük, eşitlik, adalet ideallerinin taşıyıcısı olarak sol ve sosyal demokrat siyasal hareketler ortaya çıktı.

O günden bu yana, dünyanın her köşesindeki sosyal demokrat partilerin kimliğini kişiliğini belirleyen bu temel değerler sistemi oldu.

1840
’lı yıllardaki özgürlük ve eşitlik mücadelesinin anlamı, 18-20 saat  en zor koşullarda çalıştırılan emekçilerin, oy hakkı başta olmak üzere, siyasi parti ve sendika kurma haklarının elde edilmesini içeriyordu.

İşte tam da bugünlerde, sosyal demokrat değerler sisteminin, emekçileri başta olmak üzere genel insanlık bağlamında bir iddia olmasının felsefi-ideolojik, düşünsel –teorik taşları oluşturuldu.

Sosyalist enternasyonal örgütleri bu günlerde oluştu. Dayanışma retoriği sol siyasetin temel kavramı olarak bilinçlere kazındı.

1900 yıllarına gelindiğinde, sadece oy hakkı değil aynı zamanda parti ve sendika hakları anayasal açıdan güvencelere kavuştu.

Başka bir deyişle, devletin demokratikleşmesi ile birlikte, barbar kapitalizmin bir nevi insanileştirilmesi sağlandı.

Emekçileri temsil eden sol, sosyalist ve sosyal demokrat partiler, parlamentolarda ağırlıklı olarak temsil edildiler ve hatta kimi ülkelerde tek başına hükümet kurmayı başardılar.

Tam da o günlerde, nasıl bir sol?

Sosyalizm ve özgürlük ilişkileri ile siyasal ve ekonomik eşitlik nasıl sağlanacak?

Böylesi temel tartışma noktalarının ana nedeni sosyal demokratların önerdiği, önereceği toplum modelinin nasıl olduğu noktasında düğümlenmişti.
Burada sihirli konu meşruiyet sorununda düğümleniyordu.

Özgürlük, eşitlik, adalet değerleri için mücadele eden bir sosyal demokrat partinin, önereceği yeni toplumun, herkese özgürlük ve eşitlik vaad edip etmemesi en temel tartışma noktasıydı.

Bazıları, sosyalistler iktidara geldiğinde sermaye sınıfına karşı sert önlemler alıp, mülklerine el koymayı savunuyordu.

Dahası, sosyalist iktidara karşı çıkan sağcı parti ve kurumlara karşı diktatörlük uygulanmasını öneriyorlardı.

İşte burada sol için büyük bir paradoks oluşmuştu; yani özgürlük ve eşitlik idealleri için iktidar talep ediyorsunuz, iktidara geldikten sonra, özgürlük ve eşitliği sadece kendinizi savunanlar için kullanıyorsunuz.

Ayrıca, özgürlük, eşitlik değerlerini, yeri geldiği zaman diktatörlük biçiminde uygulamak durumundasınız.

Peki bu durumda meşruiyeti nereden alıyorsunuz?
Sol hareketin devrim ve diktatörlük iddialarını dile getiren sosyal demokratlar meşruiyeti ideolojinin kendisinden, yani emekçi sınıflar adına hareket etme biçiminden alıyordu.

Ve bu kendi içinde tutarlı bir paradigmalar bütününü oluşturmuştu.
1910 yılları

Çok Okunan Haber

YÜZÜNCÜ YIL MARŞINI KİMLER, NASILYAZACAKLAR?

“Çıktık açık alınla on yılda her savaştan, On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan; …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir