Anasayfa / Baş Yazar / MERSİN’İN ÜÇÜNCÜ ALTIN ÇAĞI SEÇER’LE BAŞLADI

MERSİN’İN ÜÇÜNCÜ ALTIN ÇAĞI SEÇER’LE BAŞLADI

Mirza Turgut yazdı

Tarihinde ekonomik-toplumsal-kültürel gelişmeler açısından iki önemli altın çağ yaşayan kentimiz,Vahap Seçer’le birlikte  üçüncü altın çağ için kolları sıvamış bir profil çiziyor.

BİRİNCİ ALTIN ÇAĞI

Birinci altın çağı dediğim 1860- 1910 yılları arasında Mersin,özellikle dış dinamiklerin etkisi nedeniyle , müthiş bir hızla  büyümüştü.

Örneğin Amerikan iç savaşı, Süveş kanalının yapımı ve Osmanlı -Rus savaşı, dünya pazarlarında pamuğa olan talebi arttırınca, Amik ovası ile Çukurova  pamuğu ihtiyaca cevap vermiştir.

Bu nedenle 1875’de Mersin-Adana karayolu, 1886’da Demiryolunun yapımı, Mersin iskelesini, dünyanın sayılı iskeleleri haline getirmiş  ve Mersin’in birinci altın çağını da başlatmıştı.

Rum, İtalyan, Lübnan sermayedarları, çok kısa bir süre içinde Mersin’in şirin bir liman kenti haline getirdiler.

O hep öğündüğümüz, çok kültürlü çok dinli, çok kimlikli seküler Mersin yaşamı bu günlerde oluştu.

Özellikle gayri -müslüm ticaret sermayesi kentimizin modernleşmesi ve tipik bir batı kenti görüntüsüne kavuşması için, örneğin kiliseler, okullar, kamu binaları , camilerin yapılmasına önemli katkılar yaptılar.

Mersin’in birinci altın çağı, tümüyle ticaret sermayesinin önemli bir aktör olması ile oluşturuldu. Bu dönemde ne dinsel ne ırksal ne de başka bir nedenle ayrımcılık, dışlanma ve “ötekileştirme” yoktu.

Bu bakımdan Mersin’in birinci altın günleri, günümüz açısından önemli,  olumlu bir tarihsel referans noktasıdır.

2.ALTIN ÇAĞI

1950 ile 1980 yılları arasında yaşanan ikinci altın çağı da, yine sermaye sınıfının öncülüğünde gerçekleştirmiştir.

Tarsus sermayesi, İş bankası ve daha sonra Sabancı’nın Mersin’e sanayi yatırımları yapması, Mersin’in kimlik değiştirmesi ve hızla gelişmesinin temeli olmuştur. Bu yıllarda, birinci altın çağın kültürel kodları bir biçimde hatırlanmış ve bilince çıkmıştır.

Evet, genç bir kent olarak Mersin’in, yeniden bilince çıkarılacak iki önemli tarihsel kökü-genetiği vardır.

Çok kültürlü, çok kimlikli, demokratik –dünyevi yaşam biçiminin bilince çıkarılması için bizlere, kentlilere, tam da bu amaçla Rönesans(yeniden doğuş) gerekmektedir.

Rönesans’ımız için birinci ve ikinci altın çağ iyi bir referanstır. Bunun için tarihi-kültürel kodlarımızın çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Ancak o zaman göğsümüzü gere gere Mersin Rönesans’ından bahsedebilir 

3.ALTIN ÇAĞA DOĞRU

Rönesans hamlesi Mersin’in üçüncü altın çağını başlatıyor…

1975 sonrası yağmalanmış, kimliksizleşerek, siyasileşmiş ve tabi çeşitli alt kimliklerin kompartımanlaştığı  kentimiz, bugünlerde, kendini yeniden keşfedip, tarihten beslenerek, çok kültürlü, çok kimlikli, demokratik yaşam bilincini  gündeme getiriyor.

Bu değerler sistemini yerli yerine oturttuğumuz zaman, Pozcuda yaşayanlarla, Şevket Sümer mahallesinde yaşayanlar arasındaki 100 yıllık makas epeyce kapanacaktır.

Vahap Seçer’le birlikte Mersin üçüncü altın çağına doğru adım atmıştır. Seçer, toplumun tamamını kucaklayarak, çok kültürlü çok dinli Mersin ortamını günümüze taşıyıp, geleceğe doğru yürümektedir.

1980 sonrası Mersinin yakası yanlış iliklenmişti; Seçer ilk iş olarak doğru ilikleyerek, üçüncü altın çağın kapısını aralamıştır.

Seçer Modeli’de diyeceğimiz Mersinin kalkınma paradigması, yol,su, asfalttan tutun da tarım,esnaf,kadın emeği,Mali disiplin,kültürel yenilenme gibi alt başlıklardan oluşarak top yekün bir değişimi kapsamaktadır.

Evet Mersin üçüncü altın çağına adım atmıştır. Bir kaç yıl sonra Mersin için “İşte gerçek bir Dünya kenti diyeceğiz”

 

 

Çok Okunan Haber

Son Dakika : Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görev değişimi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görev değişimi Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın görevden af talebi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir