Anasayfa / Baş Yazar / ESTETİK ELBETTE BİLİMDİR (4)

ESTETİK ELBETTE BİLİMDİR (4)

Mirza Turgut yazdı

 

Güzel olan nedir tartışmasını ilk defa Antik-Yunan felsefecileri yaptı. Pisagor güzel olanı sayılarda, Platon ideal düşüncede bulurken, Aristo düzenli olma, düzene koyma olarak tanımlıyordu.

Aristo’nun tanımı günümüzde de geçerli. Rönesans estetiği hümanizma yüklüydü. Ortacağ Hrıstiyan estetiği ise insanın insanla, insanın doğa ile olan güzel ilişkilerini dışlıyordu. Rönesans estetiği işte bu barbarlığa karşı mücadele ediyordu.

1850’lere kadar ESTETİK bir bilim olarak kabul edilmeyip,Felsefenin bir kolu olarak kablu ediliyordu. Alman Felsefeci Baumgartın ilk defa olarak ESETİĞİN kendi disiplini olan bir bilim olduğun dile getirdi ve o günden bu yana ESTETİK BİLİM olarak kabul ediliyor.

Estetik,doğada, insanda, toplumda ve sanatta güzel olanı araştırır. Her tarihi-toplumsal formasyon farklı estetik anlayışlarını gündeme getirmiştir. Osmanlı estetiği ya da Roma estetiği dediğimizde o günkü geçerli kültürel-toplumsal ilişkilerden hareketle ortaya konulan değerler sistemidir.

Bu bakımdan her tarihi-toplumsal ilişkilere göre estetik anlayışları da değişime uğrar.Ve aynı sosyolojide sınıfsal, ulusal kültür ve ilişki biçimlerine göre de farklılaşır.

Estetik biyolojik-fizyolojik bir ihtiyaca değil, zihinsel kabule denk düşer.

üç gündür gündeme getirdiğim yazımın son bölümünü buna ayırdım.

  1. Estetik zihinsel üretimdir

Burada nesneye ya da güzelliği taşıyan gerçeğe, her türlü faydalanmacı yaklaşımın dışında yaklaşmak durumundayız. Biyolojik-fizyolojik ihtiyaçlarımızın dışında bir zihni süreçte üretilecek değerlerin toplamı estetik değerdir. Bu ise insanoğlunun zihince gelişme sürecinin en üst aşamasında ortaya çıkan bir zihni üretim biçimidir.

Yani insanoğlunun çocukluk döneminde estetik üretim yoktur; insan bu dönemde çevresine yararlanmak için yaklaşıyordu; ne zaman ki dünyanın oluşumu ve kendi oluşumu ile ilgili soru sormaya başladı; işte o andan itibaren, dünyanın ve kendinin zihninde yeniden yaratım sürecine başladı. Bu ise çeşitli bilim dalları ile birlikte toplumsal değerlerin üretime sokulması anlamına geliyordu; estetik faaliyet ve değer üretme, bu süreçten sonra ortaya çıkmıştır.

Başka bir deyişle insanoğlu doğadan kendini kurtarıp, soyut düşünmeye başladığı andan itibaren estetik değer üretmeye başlamıştır.

Ancak, insanoğlunun çocukluk döneminde bütün değerler iç içe geçtiği için, güzel olan da bu değerler ailesinin içinde yer alıyordu. Örneğin insanoğlu için, hayırlı olan bir şey aynı zamanda iyidir ve iyi olduğu için de güzeldir. Yani dinsel-ahlaksal ve estetik değer iç içedir.

Burada ahlaki-dinsel ve estektik değerlendirmelerin iç içe geçmesinin nedeni, bilme faaliyetinin çok sınırlı olmasıdır. Sonraki yıllarda bilinç biçimlerinin ahlak, din, felsefe, bilim, siyaset, hukuk vb. gibi ayrışması ile birlikte, güzel olanın tanımı ve anlamı gerçek mecrasına yani zihinsel-fikirsel boyuta ulaşmaya başladı. İdealist felsefenin kurucularından Aristo ve Platon’un güzel olan üzerine yazmaları da yine bu döneme denk düşmektedir.

Buraya kadar söylediklerimizi özetleyecek olursak: Estetik faaliyet insanın günlük yaşamında, doğa ile ilişkilerinde ve sanatta her an ürettiği değerlerdir.

İnsanoğlu hep olumlu estetik değerler için uğraş vermektedir.  Çünkü güzel olan, yüce olan hoşnutluk yaratır ve insana zihince dinginlik sağlar. Çirkin ve bayağı olan ise tam tersi etkiler yaratır. Bu nedenle sanatta çirkin ve bayağı tiplerden nefret ederken, idealimizi yerine getiren soylu tiplemeler her zaman hoşumuza gider.

Yaşamın düzene konması, biçimlendirilmesi, insanın güzel olana ulaşma ve güzel olanı yaratma faaliyetidir. Bu ise her şeyden önce yaşamın ve gerçeğin bilinmesiyle alakalıdır. Yani önce yaşantı, yaşanılan bilinecek ve daha sonra elde edilen bilginin güzelliğin yasalarına göre değer üretmesi gündeme gelecektir. Bu nedenle estetik faaliyet, insanoğlunun doğayı ve kendini araştırmaya, bilmeye başladıktan sonra ortaya çıkmış ve faydalanma faaliyetinin dışında zihni sürecine denk düşmüştür.

 

 

Çok Okunan Haber

CUMHURİYET OKULUM

celalucyildiz@gmail.com   İlkokula İmam uşağı köyünde başladım. Sabah altıda yollara düşerdik. Kırtıl köyünde okul yoktu. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir