Anasayfa / Baş Yazar / 15 YIL ÖNCE DÜNYA,TÜRKİYE GÜNDEMİNDE NELER VARDI

15 YIL ÖNCE DÜNYA,TÜRKİYE GÜNDEMİNDE NELER VARDI

Mirza Turgut yazdı

 

Dikkatli gözler, yakın tarihimizdeki değişimin farkında olacaktır.

1999’nın Aralık ayındaki AB zirvesinde, aday üyeliğimizin kabul edilmesi,  21. yüzyıla girerken geçireceğimiz önemli “toplumsal değişim”in habercisiydi. Aynı günlerde Öcalan’ın yakalanmış olması da değişimin parametrelerini yeni bir kulvara taşımıştı.

Ardından gelen  Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri aynı sürecin, farklı evrelerde, başka biçimlerde karşımıza çıkması olarak yorumlanabilirdi.

Birbirini takip eden ve görünüşte birbiriyle ilgisizmiş gibi görünen gelişmeler, toplumsal değişimin temel itici gücü oldu.

AB’nin “Katılım Ortaklığı Belgesi”nin yayınlanmasından sonra, hükümet tarafından hazırlanan ve devlet politikası olarak AB’ye sunulan “ulusal program”, değişimin tanımlanması ve tescil edilmesi anlamına geliyordu.

IMF ya da Kemal Derviş yasaları ise, aynı süreçle paralel olarak ekonomik yeniden yapılanmayı gerçekleştirmeyi amaçlamıştı. Reformlar devlet-siyasetçi, mafya-devlet, ekonomi-devlet ilişkilerini yeniden yapılıyordu.

Merkez bankası ve Hazine bağımsızlaşmış, devlet bankaları özerkleşmişti. Tek başına bu bile, siyaset sınıfının, mafyatik sermaye ve bürokrasi ile birlikte devleti hortumlamasının önünü kesmişti; en azından bu amacı taşıyordu.

IMF, Dünya Bankası ve AB, hortum  ve yolsuzlukların önlenmesi bağlamında “Derviş Yasaları”nı desteklediler. Aday üyeliğin kabul edilmesi, Apo’nun yakalanması ve ardından Şubat ekonomik krizinin gündeme gelmesi, Türkiye’nin tepeden tırnağa değiştirilmesi programının devreye sokulup sokulmadığı gibi bir soruya meşruiyet kazandırdı.

Gümrük Birliği, ekonominin yapısını çok önemli oranda değiştirdi. Türk büyük sermayesi, insan hakları, hukuk devleti ve piyasa ekonomisi kavramlarının taşıyıcısı, savunucusu oldu. Yine aynı yıllarda, Anadolu sermayesi değişim geçirmeye başladı. Siad platformları değişim sürecinin temel göstergesi oldu. Yıllarca sağ partilerin arka bahçesi olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği de değişim sürecinden nasibini aldı. AB süreci ve Derviş yasaları, mafyatik sermayenin sonunu getirdi. Bankalara el konulması ve Uzanlar’ın öyküsünü hatırlayalım. Öte yandan “uyum yasaları” geleneksel resmî söylem ve görüşü önemli oranda değiştirdi.

ABD’nin Irak’ı işgal etmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin “kırmızı çizgileri”ni aşındırdı.

Son 20 yıl içinde merkez sağ partiler hortum ve yolsuzluk açısından iyice gözden düştüler. Sol ise, bir türlü yeni bir mecraya, kulvara yönelemedi, taşınamadı. Kısacası, siyaset sınıfı değişmeden, Türkiye tepeden tırnağa değişmeye başladı. Bu aslında bir “Türkiye paradoksu”ydu. Her ne kadar paradoks anlaşılır olsa da, kabul edilmesi kolay değildi.

AB dinamikleri “toplum-devlet” ilişkisini yeniden yapılıyor ama Türk siyaseti hiçbir şey olmamış gibi, siyaset yapmaya devam ediyor. Türkiye bu çelişkiye daha fazla dayanamaz. Ancak, reel durum ne yazık ki şimdilik bu…

Elinizdeki kitap, 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında bütün bu değişim süreçlerini irdeleyen yazılarımdan oluşuyor.

İlk bölümde, hâlâ gündemimizde olan YÖK, laiklik, kamu reformu gibi konulardaki kafa karışıklıklarını ele aldım. Üretim, ulaşım ve iletişim teknolojisinin geliştirdiği yeni ekonomik ilişkilerin ruhu, mevcut toplumsal-siyasal-kültürel kabulleri zorluyor. Bu süreç, tüm ideoloji ve siyasetlerin yeni soru ve yeni cevaplar bulmalarını zorunlu hale getiriyor. Yeni gelişmeler karşısında sol ve sağın açılımlarını tartışıyorum.

İkinci bölümde, değişimin toplumsal yaşamımızdaki görünür yönleri ele alınıyor. Yolsuzluklar, mafyatik sermaye, sermayenin el değiştirmesi… AB sürecini omuzlayan AKP’nin çelişkileri… Devlet kurumları ile sivil siyaset olarak AKP’nin çatışma noktaları… Ve tabii,17 Aralık 2004’ten sonra AKP’nin AB sürecinde frene basmasının nedenlerinin sorgulanması.

Üçüncü bölümde, AB dinamiklerinin değiştirdiği Türkiye’de, siyasal partilerin niçin değişemediklerini ele alıyorum. İslamcı ve liberal aydınların değişimden ne anladıklarını, Mehmet Metiner ve Liberal Düşünce Topluluğu bağlamlarını da ele aldım. Soldaki yenileşme değişimi süreci ele alınırken sayın Baykal’ın “Anadolu solu” görüşüne özel önem verdim. Tabii bu arada, laiklik karşıtlığı ve şeriat tehlikesi solun yenileşememesine yönelik en büyük dış engel olarak ortada görülmelidir.

Çünkü ne zaman sosyal demokrat âlemde yenilikçi bir fikir ortaya çıksa, ya laikliği ile öne çıkmış aydınlar öldürülür, ya da Sivas’ta olduğu gibi katliam… Tarihin başka bir aşamasında “milli görüş” geleneğinin devamı iktidar olur ve yeniden laik-anti laik gerginliği tırmanışa geçer. Bu ise, dün olduğu gibi bugün de solun yenileşmesini engelliyor. Aynı şekilde Türk merkez sağı da, başka birçok şeyin yanında, AB sürecinin değişim dinamiklerini kavrayamaması ve Demirel’in etkisinden kurtulamaması nedeniyle yenileşemiyor.

Dördüncü bölümde, ABD, AB ve Türkiye ilişkilerini konu aldığım yazılara yer verdim: ABD, dünyayı yeniden dizayn etmek istiyor. Bunun için AB, Rusya ve Çin’e karşı çeşitli argümanlar geliştiriyor. Bence, El Kaide bu argümanlardan birisi. ABD’nin resmî görüşü Türkiye’nin AB’ye girmesi yönünde, ancak kullandığı başka argümanlar, tam tersi bir politika yürüttüğü izlenimini veriyor.

Her şey değişiyor. Hızlı değişimi algılamak için güncel ve yeni sorular bulmak durumundayız. Olup bitenler karşısında, eski soruları sorarsak, cevaplarımız da eski olacaktır; bu ise şimdiyi anlamamızı engelleyecektir. Şimdi, yeni sorular sormak durumundayız. Referanslarımız, insan hakları, hukuk devleti ve barış içinde bir arada yaşama kültürü olmalıdır. Bence, ancak o zaman gidişata, yaşananlara  ilişkin yeni sorular sorabiliriz.

Dünyasal gelişmeler, bugün, her zamankinden daha çok karmaşıktır. Karmaşık ve çok yönlü gelişmelerin tek bir cevabı yoktur.

Yeni sorular ve cevap arayışlarına katkı olması dileğiyle…

 

Çok Okunan Haber

BÜYÜKŞEHİR MECLİSİ…

İlk kez canlı yayını kesmeden Büyükşehir Meclisini izledim. Hem de sonuna kadar! Bu defa, tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir